İnanmanın Gücü ve Kanser


Değerli okurlarım uzun bir zamandan sonra tekrar beraberiz, hoş geldiniz !

Başlığa bakıp inanırsak kanseri bile yeneriz hell yeah ! gibi şeyler aklınıza gelmiş olabilir ama yazım bununla ilgili değil.

Önce inanmanın ne kadar güçlü bir duygu olduğunu ve hayatımızı hatta ölümümüzü ne derece etkileleyebileceğini gösteren bir hikaye ile yazıma başlamak istiyorum.


Donarak Ölen Denizci


1950’li yıllarda bir İngiliz şilebi Portekiz’den aldığı Madura şaraplarını İskoçya’ya götürür. Demir attığı limanda yükünü boşalttıktan sonra, şilepte çalışan denizcilerden biri unutulan şarap kolisi kaldı mı diye denetlemek üzere soğuk hava deposuna girer. Onun içerde olduğunu fark etmeyen başka bir denizci ise, kapıyı dışardan kapatır. Soğuk hava deposunda mahsur kalan denizci, var gücüyle bağırır, çelik duvarları yumruklar, ama kimseye duyuramaz sesini. Çakısıyla içerden açmaya çalışır kapıyı, mümkün değildir. Boş şilep, yeni yükünü almak üzere Portekiz’e doğru yola çıkar.
Mahsur denizci, depoda açlıktan ölmeyecek kadar yiyecek bulur. Ama deponun dondurucu soğuğuna fazla dayanamayacağının bilincindedir. Kapıyı açamayan çakısıyla, çelik duvarlara kendisini bekleyen ölüm sürecini yazmaya, daha doğrusu kazımaya başlar. Günbegün, adeta bilimsel bir titizlikle soğuğun vücuduna önce uyuşturucu sonra yavaş yavaş öldürücü etkilerini, el ve ayaklarının nasıl duyarsızlaştığını, donan burnunu ve buz gibi havanın dayanılmaz yakıcılığını anlatır.
Şilep Lizbon’a demir attığında, soğuk hava deposunun kapısını açan kaptan, zavallı denizcinin cesediyle karşılaşır. Duvarlara kazıdığı acılı sonunu okur ve.. kendisi de hayretten dona kalır.
Çünkü soğuk hava deposunun derecesi 19’dur. İskoçya’ya götürdükleri Madura şarapları 18 derecede taşınmayı gerektirmiş, şilep yükünü boşalttıktan sonra soğutma sistemi zaten kapatılmış olup, kendi haline bırakılan deponun sıcaklığı bir derece de yükselmiştir.
Yani biçare denizci donarak ölmemiş, donduğunu sandığı (ya da donacağına inandığı) için ölmüştür.

kaynak: http://hakanmenguc.org/insan-zihninin-gucu-donarak-olen-denizci/#.VQCOq_msVNM

Eminim bu ve bunun gibi hikayeleri bir yerlerde okumuşsunuzdur. İnanarak kendini öldürenler bile var. İnanmanın kudreti aşikar. 

Kanser meselesine gelince; 

Şu an yediğimiz hemen hemen her şey kanserojen(!). Bu blogu yazmak için bakınırken internete, Kırmızı biber kanser yapar mı ? diye bir habere rastladım. Yuh ! Neyse, soluduğumuz hava zaten kirli. Allah'tan suya bir kulp bulamıyorlar herkes içmek zorunda olduğu için. Bir ara evdeyken sabah programlarının birinde kanser uzmanı bir dayı 10 yıla 2 kişiden biri kanser olacak ! diyordu. Kanserle ilgili haberleri say say bitmez. Bunların bir önemi de yok zaten çünkü bence çoğunun kanseri önlemek adına bir fonksiyonu yok aksine insanları paranoyak haline getiriyorlar. Kendimden örnek vermek gerekirse Burnum aktığı zaman, burun kanseri mi oldum?, öksürdüğüm zaman akciğer kanseri mi oldum? Kolum ağrısa kemik kanseri mi oldum? karnım ağrısa osuruk kanseri mi oldum? diye düşünürken yakalıyorum kendimi. Kanser olmayacaksam bile kanser eder bu düşünce tarzı beni (Allah korusun). Peki, benim böyle düşünmeme sebep olan ne? Bendeki durumda, o sabah programına çıkan kanser uzmanı olacak sözde bilim adamı. Ben zaten  bu sağlık sektörüne topluca inanmıyorum. Bu şerefsizler yıllarca tereyağı sağlıksız, kolestrol diye diye margarin yedirtip sonra 20 yıl sonra çıkıp pardon biz yanlış anlamışız diyen adamlar. Tabi tereyağının organik etiketin altında kilosunu 20-30 tl'ye satılması lazım. 

Tüm bunlar üzerine tasavvur ettikten sonra ben kararımı verdim. Kanser olmuyorum :) (inşallah) Kendimi inanarak öldürmek istemiyorum en azından. Yediğim içtiğim her şeyi şifalı diye yeyip içmeye, soluduğum havanında en temiz havaymışçasına solumaya karar verdim. Öyle değilse bile aksine inanarak kendimi muhafaza ederim. 


Lanet olsun birilerinin cebi dolsun diye sözde ilim yapanlara! 

Sağlıcakla kalın kanser olmadan :)













Yorumlar

  1. Ahmetcigim masallahin var su benim hareketi yapmaya devam :) goksen

    YanıtlaSil
  2. Bloguma ilk yorum :) Sindirmek için yapıyorum arada :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sapkın Tarikatlar ve İnsan Devşirme Yöntemleri

Bereket

Hayattan Nasibini Almak